Bir Ticari İşletme, İşyerinde Yapılan Müzik Yayını İçin Neden Telif Ödemelidir? “Müessesemizde, Emek Ücretsiz Değildir!” “Telifimi Ödüyorum, Müziğimi Dinliyorum!”
BİR TİCARİ İŞLETME, İŞYERİNDE YAPILAN MÜZİK YAYINI İÇİN
NEDEN TELİF ÖDEMELİDİR?
“MÜESSESEMİZDE, EMEK ÜCRETSİZ DEĞİLDİR!”
“Telifimi Ödüyorum,
Müziğimi Dinliyorum!”
I- Giriş
Ticari işletmeler, sıklıkla işyerlerinde yaptıkları müzik yayınının, neden telife tabi olduğunu sorarlar; hatta, pek çoğu bu soruyu “Müzik için de mi para ödeyeceğiz?” şeklinde yöneltir. Oysa aynı işletmede, bir kahve dahi içilse, kimse bu kahve için neden para ödeneceğini sormaz. Müzik, eser sahiplerinin ve bağlantılı hak sahiplerinin yıllar sonra meyvesini veren emeğinin ürünüdür. Müessesemizde, emek ücretsiz midir? Bu durumu Telif Hukuku açısından değerlendirdiğimizde, şayet bir ticari işletmede, müzik yayını yapılıyor ise; artık müziğin, ticari ve psikolojik bir unsur olarak kullanımından söz edilmesi gerektiği vurgulanmalıdır. Nitekim bu durumda müzik, karşımıza yayının yapıldığı ticari işletmenin gelirine doğrudan katkı sağlayan, önemli bir ticari unsur olarak çıkacaktır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca, “eser” niteliğini haiz bir müzik üzerinde çeşitli hak sahiplerinin tekel niteliğinde hakları bulunmaktadır. Bu minvalde, otel, restaurant, cafe, bar, meyhane, beach clup, kuaför ve sayılanlarla sınırlı kalmamak üzere müziği ticari işletmesinde kullanan pek çok ticari işletmede müzik yayınının hukuka uygun biçimde yapılabilmesi ancak ve ancak kullanımın lisanslı olması şartına tabi olacaktır. Öte yandan, lisanssız müzik yayını yapılması durumunda ise, hak sahiplerinin FSEK’ten doğan hakları ihlâl edilmiş sayılacaktır. İşbu haklarının ihlâli durumunda, hak sahipleri doğrudan takibat yapabilecekleri gibi; üye oldukları Meslek Birlikleri de bu hakları takip ile yetkilidir. Nitekim ülkemizde fiiliyatta; toplu hak takibi ve yönetiminin Meslek Birlikleri eliyle yürütüldüğü görülmektedir. Bir işletme, lisanssız olarak müzik yayını yaptığında hak sahiplerinin FSEK’ten doğan haklarını ihlâl eder ve bu ihlâl, aynı Kanun uyarınca gerek cezaî; gerekse hukuki müeyyidelere tabidir. Bununla birlikte, işletme sahipleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2. maddesi uyarınca, “basiretli bir iş adamı gibi” davranma yükümlülüğü altındadır. Keza, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 4. maddesi: “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla, bünyesinde müzik yayını yapan bir ticari işletmenin, lisanssız kullanımı sonucunda hangi hakları ihlâl ettiğinin ve bu ihlâlin hukuki ve cezaî müeyyidelerinin bilinmesinin önemi tartışmasızdır. İşletme sahipleri tarafından Meslek Birliğimize sıkça yöneltilen soruların cevaplanmasıyla derlenen işbu metin, ülkemizde de hukuk dünyasında telif bilincinin yayılması ile lisanssız kullanımların engellenmesi ve bu doğrultuda müziği ticari unsur olarak kullanan işletme sahiplerinin bilgilendirilerek ülkemizin fikri gelişimine katkı sağlanması amacıyla kaleme alınmıştır.
Anahtar Sözcükler: Telif Hukuku, musiki eserler, ticari işletmede müzik yayını, telif, eser sahibi, bağlantılı hak sahibi, lisans, Meslek Birlikleri, MESAM.
II- Sıkça Sorulan Sorular ve Cevaplar
• Eser Nedir? Musiki Eser Nedir?
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun “Tanımlar” başlığını taşıyan 1/B maddesinin a bendi uyarınca: “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eseri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri eser sayılır.”
Aynı Kanun’un 3. maddesi “Musiki Eserleri”, “Her nev’i sözlü ve sözsüz besteler” olarak tanımlar.
o Yabancı Yahut Sözsüz Müzik Musiki Eser Sayılır Mı?
Sahibinin hususiyetini taşıması halinde yerli, yabancı, sözlü, sözsüz her türlü beste musiki eser sayılır ve sahibine eser üzerindeki hakları bahşeder.
• Bir Musiki Eser Üzerinde Kimlerin Hak Sahipliği Bulunur?
FSEK’in 8. maddesi uyarınca, “Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir.” Bir musiki eser, çoğu zaman birden fazla kişi tarafından meydana getirilir. Her bir eser üzerinde, eser sahiplerinin ve bununla birlikte bağlantılı hak sahiplerinin hakkı bulunmaktadır. Örneğin; bir şarkının bestesi ve güftesi farklı kişilere ait olabilir. Bu halde, her ikisi de “eser sahibi” sıfatıyla eser üzerinde hak sahibi olacaktır. Yahut işleme eser söz konusu olduğunda, aranjör de eser sahibi sıfatını haiz olacaktır. Yine, şarkıyı icra eden icracı sanatçının, müziğin ilk kaydını yapan fonogram yapımcısının da eser üzerinde FSEK’in 80. maddesi kapsamında “bağlantılı hak sahipliği” bulunmaktadır. Söz konusu haklar, devre ve miras yoluyla intikale de konu olabileceğinden değişen hal ve koşullarda eser üzerinde birden fazla kişinin hak sahipliğinden söz edilebilmektedir.
• Eser Üzerindeki Hak Sahiplerinin Hakları Nelerdir?
FSEK uyarınca, eser sahibinin mali hakları; “işleme” (md 21) , “çoğaltma”(md 22), “yayma”(md 23), “temsil”(md 24) ve “işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim” (md 25) olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte eser sahibinin manevi hakları ise; “eserin umuma arzı” (md 14), “eserde adının belirtilmesi” (md 15), “eserde değişiklik yapılmasını önlemek yetkisi” (md 16) ve “eserin aslına ulaşmak” haklarıdır. Keza, icracı sanatçıların icrası üzerinde, fonogram yapımcılarının da tespitleri üzerinde yukarıda anılan mali hakları bulunmaktadır.
• Eser Üzerindeki Hak Sahiplerinin Hakkı Kaç Yıl Boyunca Devam Eder?
FSEK’in 27. maddesi uyarınca, eser üzerindeki mali haklar, eser sahiplerinin yaşamı boyunca ve ölümlerinden itibaren de 70 yıl süre ile korunur. Eser sahibinin birden fazla olması halinde ise, anılan 70 yıllık süre hayatta kalan son eser sahibinin ölümünden itibaren hesap edilir.
• Meslek Birlikleri Nedir? Eser Sahipleri ve Bağlantılı Hak Sahiplerinin Hakkını Meslek Birlikleri Hangi Yetki İle Takip Eder?
FSEK’in, “Umuma Açık Mahallerde Eser, İcra, Fonogram, Yapım ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Esaslar” başlığını taşıyan 41. maddesi: “Girişi ücretli veya ücretsiz umuma açık mahaller; eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletimine ilişkin 52’nci maddeye uygun sözleşme yaparak hak sahiplerinden veya üyesi oldukları meslek birliklerinden izin alır ve sözleşmelerde yazılı malî hak ödemelerini bu madde hükümlerine göre yaparlar.” hükmünü amirdir. Meslek Birlikleri, gerek kuruluş aşamasında gerekse faaliyetlerini gösterirken Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın onayına tabidir. Eser sahipleri yahut bağlantılı hak sahiplerinin musiki eserler üzerindeki haklarını bireysel olarak takip etmeleri ve toplu lisans yönetimi yapmaları fiiliyatta neredeyse imkânsızdır. FSEK’in 42. maddesi mucibince, eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri, sahip oldukları mali haklarını Meslek Birlikleri’ne devreder. Böylece Meslek Birlikleri, devraldıkları bu yetki kapsamında üyelerinin ortak çıkarlarını koruyarak, Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini sağlar; alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını üstlenir ve nihayetinde bu hakların ihlali halinde hukuki, cezai ve idari süreçleri yürüterek faaliyet gösterir.
• MESAM Kimdir?
Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği - MESAM, ilgili mevzuat uyarınca 11.08.1986 tarihinde kuruluş başvurusunda bulunmakla tüzel kişilik kazanmış olup, 08.12.1986 tarihinden bu yana faaliyetini sürdürmektedir. MESAM, ülkemizde kurulmuş olan ilk dört meslek birliğinden biri olup, müzik eserleri alanında faaliyet gösteren ilk meslek birliğidir. MESAM, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında müzik eseri sahipleri (besteci, söz yazarı ve aranjör) ve malî hakları kullanma yetkisine haiz kişilerin bir önceki cevabımızda anılan menfaatlerini koruyarak hak takiplerini üstlenmek suretiyle faaliyetlerini yürütür.
• Yabancı Müzikler Telif Koruması Altında Mıdır?
MESAM, uluslararası haki takibinde de 81 ülkedeki Meslek Birlikleri ile imzalamış olduğu "Uluslararası Temsilcilik Sözleşmeleri" ile 170’den fazla ülkede repertuvarların karşılıklı olarak korunmasını sağlamaktadır. Bir işletmede yabancı müzik yayını yapılması halinde, MESAM, işbu uluslararası sözleşmeler uyarınca telif takibi yetkisini haizdir.
• Bir Şarkı Üzerinde Neden Birden Fazla Meslek Birliğinin Hakkı Vardır?
Yukarıda değinildiği üzere, bir eser üzerinde eser ve bağlantılı hak sahiplerinin ayrı ayrı hakları bulunduğundan, Meslek Birlikleri, kendi üyelerinin payları kadar hak takibinde bağımsız şekilde yetkilidir. Örneğin; bir şarkı üzerinde hem eseri sahibi sıfatıyla besteci, söz yazarı ve aranjörün, hem de bağlantılı hak sahipleri sıfatıyla fonogram yapımcısının hakları bulunacağından; eser sahiplerinin hakları kendi üye oldukları Meslek Birlikleri eliyle, bağlantılı hak sahiplerinin hakları da yine kendi Meslek Birlikleri eliyle takip edilir. Ancak her Meslek Birliği kendi hak sahipliği oranında ve ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onaylanan tarifesi uyarınca lisans bedeli üzerinde hak sahibidir. Lisans bedellerine ilişkin tarifeler, her yıl Meslek Birlikleri’nin kendi sayfalarında ilân edilir.
• Tek Bir Meslek Birliği’ne Ait Bir Müzik Listesi Verilmesi Mümkün Müdür?
Bir eser üzerinde eser ve bağlantılı hak sahiplerinin ayrı ayrı hakları bulunduğundan, böyle bir listenin verilebilmesi fiilen mümkün değildir.
• Bir Ticari İşletmede Yasal Bir Müzik Yayınından Söz Edilebilmesi İçin Ne Yapılmış Olması Gerekir?
Bir ticari işletmede yasal bir müzik yayınından söz edilebilmesi için ticari işletme ile Meslek Birlikleri arasında lisans sözleşmesinin yapılması gerekir.
o “Biz Zaten Belediyeye Canlı Müzik Vergisi Ödüyoruz?”
Yukarıda anılan lisans sözleşmesi haricinde başka bir makama ödenen hiçbir vergi, harç vesair ödeme, lisanssız kullanımı meşru kılmayacaktır.
• Lisanssız Müzik Yayını Yapmanın Hukuki ve Cezaî Müeyyideleri Nelerdir?
FSEK’in mali haklara tecavüz halinde ödenmesi gereken telif tazminatını hüküm altına alan 68. maddesi: “Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.” hükmünü amirdir.
Bununla birlikte, cezaî açıdan ise, FSEK’in “Manevi, Mali ve Bağlantılı Haklara Tecavüz” başlığını taşıyan 71. maddesinin 1. bendi de: “Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” düzenlemesini içermektedir.
• Meslek Birlikleri, Suç Duyurusunda Bulunmadan Yahut Hukuk Davası Açmadan Evvel İşletme Sahiplerine Bildirimde Bulunmakla Yükümlü Müdür?
Yukarıda anılan hukuki ve cezai takibatın başlatılması herhangi bir ihbar, ihtar yahut bilgilendirme önkoşuluna tabi değildir. Ticari işletmeler, FSEK’te suç olarak açıkça belirtilen ve 3 kat tazminat sorumluluğunu doğuran lisanssız müzik yayınını bilmek ve bu tür kullanımlardan kaçınmakla mükelleftir.
• Lisanssız Müzik Yayını Yapan Bir İşletmeye Karşı Meslek Birlikleri Ne Yapabilir?
Lisanssız müzik yayını yapılması halinde, hak sahipleri ve/veya bu hakkı takiple yetkili Meslek Birlikleri, işbu ihlâlin tespitini, 3 kat lisans bedeli ile tazminini ve sorumluların cezalandırılmasını talep edebilir.
• İşletme Sahibinin Yasadan Haberi Yoksa Suç İşlemiş Sayılır Mı/ Tazminat Sorumlusu Olur Mu?
o “Ben Değil, Çalışanım Müziği Açmış?”
İşletme sahipleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2. maddesi uyarınca, “basiretli bir iş adamı gibi” davranma yükümlülüğü altındadır. Bununla birlikte, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 4. maddesi: “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” hükmünü amirdir. Anılan düzenlemeler kapsamında, işletme sahibi müzik yayınının lisansa tabi olduğunu bilsin/ yahut bilmesin, hukuki ve cezai yönden sorumlu olacaktır.
• Meslek Birliklerine Ödenmesi Gereken Lisans Bedelleri Neye Göre ve Nasıl Belirlenir? Her İşletme Aynı Lisans Bedeline mi Tabidir?
Lisans bedelleri, her yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan onay ile, Meslek Birlikleri tarafından internet sitelerinde yayınlanmaktadır. Lisans bedelleri, müzik yayınının yapıldığı yerin türü, muhiti, genişliği, canlı müzik yayınının yapılıp yapılmaması, sezonluk olup olmaması, alkollü yahut alkolsüz mekan olması kriterlerine göre farklılık göstermektedir; ancak aynı koşullara sahip, aynı tür iki işletmede lisans bedelleri lisans hesaplama yazılımları ile yeknesak bir biçimde hesap edilir.
• Lisans Bedellerinde İndirim Yapılabilir Mi?
Lisans bedellerinde indirim yapılması ancak ve ancak Meslek Birliklerinin inisiyatifine bağlıdır. MESAM, bir işletme hakkında henüz hukuki ve cezai takibatın başlatılmamış olması koşuluyla, işletmenin birden fazla şubesiyle birlikte lisans başvurusunda bulunması; yahut birden fazla işletmenin birlikte toplu lisans talebinde bulunması halinde takdiri indirim imkânı konusunda inisiyatif alabilmektedir.
• Müzik Yayınının Canlı Müzik, Radyo, YouTube Yahut Spotify Yayını Biçiminde Yapılması Lisansı Gerektirir Mi?
FSEK’in 3 kat tazminat sorumluluğunu düzenleyen 68. madde hükmü ile cezai müeyyideyi düzenleyen 71. maddesinde: “... her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenler” ifadesi kullanılmakta olup, müzik yayını ister canlı biçimde icra edilsin, isterse bant kaydı, radyo, YouTube yahut Spotify yayını biçiminde yapılsın, müziğin iletimi için kullanılan aracın türü her ne olursa olsun yapılan yayın lisansa tabidir. Spotify Business gibi üyelikle kullanılan iletimler de, iç hukukumuzda Meslek Birlikleri’nin haklarını bertaraf eder niteliği haiz değildir.
• Bazı Firmalar, Telifsiz Olduğunu İddia Ettikleri Müzik Listelerini İşletmelere Sunup, “Yayında Kullanılacak Eserlerdeki Tüm Yasal Sorumluluğun Kendilerine Ait Olacağını” Taahhüt Ediyorken; Bu Geçerli Bir Taahhüt Müdür?
Yukarıda belirtildiği üzere, sahibinin hususiyetini taşıyan yerli, yabancı, sözlü, sözsüz her türlü beste musiki eser sayılır ve musiki eser üzerindeki haklar eser sahibine ve bağlantılı hak sahiplerine aittir. Hak sahipleri, bu hakların takibini kendileri yapabilecekleri gibi, üyesi oldukları Meslek Birlikleri eliyle de takip ettirebilirler. Öte yandan “herhangi bir telife tabi olmadığı” iddia edilen müzik, gerektiğinde teknik inceleme ile tespit edilebilir ve şayet lisansa tabi bir müzik kullanıldığının tespiti halinde, yapılan tespitte işletme sahibi şahsen sorumlu olur. Nitekim, Anayasamızın “Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar” başlığını taşıyan 38. maddesi uyarınca, “Ceza sorumluluğu şahsidir.” Keza 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği” başlıklı 20. maddesi uyarınca da “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” Dahası, FSEK’in 54. maddesi, “Mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salahiyetli olmayan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez.” hükmünü havidir. İşbu halde, bir işletme sahibi iyi niyetle ve ücreti karşılığında telife tabi olmadığını zannettiği müziği kullanırken söz konusu müziğin telif koruması altında olduğunun tespiti halinde cezaî yönden bizzat kendisi sorumlu olacaktır. Hukuki yönden ise her ne kadar rücu imkânı olsa da, uzun süren yargılamanın sonunda rücuen sorumlu muhataptan tahsil kabiliyeti bulunmaması halinde bu zarar da yine işletme sahibinin omuzlarında kalacaktır. İşbu halde, hizmet sözleşmesi adı altında Kanunu dolanma da Meslek Birlikleri’nin haklarını bertaraf eder nitelikte olmayacaktır.
III- Değerlendirme ve Sonuç
Müzik, çağlardan beri bir toplumsal ihtiyaç, psikolojik ve ticari bir araçtır. Eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri, bir eser meydana getirebilmek için bazen bir ömrün fikri birikimini verirler. Nasıl ki bir işletmede ücretsiz bir kahve dahi verilmemesi ticari hayatın sürdürülebilirliği açısından önemli ise, eser sahiplerinin fikri emeğinin hiçe sayılmaması, kendilerine ait müziğin ücretsiz bir biçimde ticarete konu edilememesi de işin doğası, üstelik Kanunun lafzı ve ruhu gereğidir.
Bir ticari işletmede müzik yayını yapılması, müziğin umuma arzı sayılıp, hangi mecradan olursa olsun ancak ve ancak musiki eser üzerindeki hak sahiplerinin Kanun’da belirtilen şekli şartları taşıyan iznine tabidir. Musiki eserlerde hak sahipleri, eser sahipleri ile bağlantılı hak sahibi olmakla, bu kimseler isterlerse bizzat kendileri, isterlerse Meslek Birlikleri aracılığıyla hak takibinde bulunabilirler. Bir eser üzerinde genellikle birden fazla hak sahibinin bulunması nedeniyle, fiiliyatta hak takibi genellikle Meslek Birlikleri eliyle yürütülmektedir. Yerli, yabancı, sözlü, sözsüz her nev’i müzik yayını, ancak ve ancak yayının yapıldığı mecranın kullanımının lisanslı olması halinde yasallık kazanacaktır. Aksi halde yasa dışı, lisanssız kullanımlar ise FSEK’in 68. maddesi uyarınca 3 kat tazminat sorumluluğu doğuracağı gibi, aynı Kanun’un 71. maddesi uyarınca da suç teşkil edecektir. Bu kapsamda oteller, restaurantlar, cafeler, barlar, meyhaneler, beach cluplar, kuaförler ve sayılanlarla sınırlı kalmamak üzere müziği ticari işletmesinde kullanan pek çok mecra, müziğin hangi yolla umuma iletildiğine bakılmaksızın Meslek Birlikleri ile aralarında yapacakları lisans sözleşmeleri ile kullanımlarını lisanslı hale getirmekle mükelleftir. Lisanssız kullanımlar ise, herhangi bir ihtar zorunluluğuna tabi olmayıp, Kanun gereği basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü altında olan bir ticari işletme sahibinin, eser sahiplerinin ve bağlantılı hak sahiplerinin eserlerini telif ödemeden umuma arz etmesi halinde hukuki ve cezaî sorumluluğunun doğacağını bilmesi beklenir.
Ülkemizde telif bilincinin gelişmesi, doğrudan fikri ve kültürel kalkınmaya hizmet etmektedir. Bu nedenle, hakların, ihlâllerin ve sorumlulukların bilinmesinin, ortak paydada bu bilincin yayılması için önemi tartışmasızdır. Müzik, çağlar boyunca sevginin, barışın ve birleşmenin dili olarak kullanılmıştır. Her ne suretle olursa olsun emeğin ve elbet fikri emeğin ziyası hiçbir suretle kabul dahilinde olmamalıdır. Ülkemizde yıllar boyunca telif bilincinin yerleşmesi, müzik ve sanat dolu, hakka ve emeğe saygılı daha güzel bir dünya yaratılabilmesi için büyük uğraşlar verilmiştir. Özdemir Asaf, “Seni Saklayacağım” isimli şiirinde, “Bir seviyi anlamak, bir yaşam harcamaktır, harcayacaksın..” demiştir. Bu yazı, telif bilincinin gelişmesi uğruna, bir ömrü sevgiyle harcayan MESAM Temsili Lisanslama Birimi Yetkilisi, merhum Cenk YALÇIN’ın aziz hatırasına saygı ile sunulmuş bir armağandır.
Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği – MESAM
İç Anadolu Bölge Vekili
Av. Arb. Başak AKGÜN, LL.M.
*Bu makale, ÜSTAD Dergi’nin Güz 2020, 11. sayısında yayınlanmıştır.
Bize Ulaşın
AKGÜN & AKİL Hukuk, Marka Patent Danışmanlık & Arabuluculuk Ofisi
Cinnah Cad. 71/16 Çankaya/ANKARA
Telefon: 0(530)965 17 35 - 0(507)873 22 42E-posta: info@akgunakil.av.tr